29 Ağustos 2015 Cumartesi

Sherrilyn Kenyon-Gecenin Öpücüğü

Gönderen Ecem Kalpak zaman: 03:17 0 yorum

Uzun bir süre sonra yine buralardayım.Ama çok güzel bir kitapla döndüm denemez.Oku okuttur değil anlayacağınız ama sıkılıp okuyacak bir şey  bulamadığın zaman iyi gider.Yani vasatın biraz üstü.

Kitabı çok beğenmediğim için hiç öyle cafcaflı yazasım gelmiyor açıkçası bir iki cümle kurup bitiresim var.

Neyse size biraz kitabın konusundan bahsedeyim.Wulf lanetli bir Karanlık Avcı.Laneti ise onu görüpte kendi kanından gelmeyen herkes 5 dakika geçmeden unutup ona dair hiç bir şey hatırlamıyorlar.Taki Cassandra'ya kadar.

Böyle anlatınca ilgi çekici geliyor ama sonrasında saçmalıyorlar gibi tabi bu benim görüşüm siz okursunuz çok beğenirsiniz sonuçta herkesin kendi zevki.
 Bundan sonraki kısım biraz eleştiri olacak SPOİLER içerecek ona göre devam edin kitap kurtlarım:)


Bak Spoiler var sonra demedi deme :)

Öncelikle rüyalarında birlikte olmaları bana çok saçma geldi.Ne bileyim fantastik sonuçta mantık aranmaz ama bilemiyorum işte saçma buldum.

İkinci olarak kız kardeşi ölünce hiç ağlamadı nasıl bir duygusuzluktur bu ya.Kız kendi canını kocasının canını hiçe sayarak sana yardım etsin birde öz ablan ve sen hiç ağlama.

Üçüncü olarak bazı yerleri özellikle de Wulf'un geçmişi o kadar sıkıcıydı ki bazı yerleri okumadan geçtiğimi itiraf ediyorum.Ne yapayım çok sıkıcıydı:)))

Dördüncü olarak kitapta kızın koruması olan Kat diye bir kız var o kızın ne yaptığını hala anlayamadım.Daha doğrusu nasıl hem Artemis'e hem de diğer tarafla çalışabildiğini neden dokunulmaz olduğunu hiç çözemedim.

Beşinci olarak kitabın başında Atlantisle ilgili bir şeyler zırvaladılar buradan da bir kaç eleştiri yapmak istiyorum.
  • İlk giriş cümlesinde mi yoksa ikinci cümlede mi bilmiyorum ama orada bir yerde kadına çocuğu olmuyor diye insan ırkından üstün bir ırk yaratmış bir kaç tanrı birleşipte bu tanrılar salak mı ki kendileri için yarattığı ırktan daha üstün bir ırk yaratıp başkasının kontrolüne bıraksın demek istiyorum efendim.
  • Sonra Apollo Zeus vb. tanrıların orayı ele geçiremeyeceklerinden bahsetmişler gerçi kitapta Yunanlılar diyor tanrı değilde ama kalkmış sonra diyor ki Apollo yok olursa güneşte yok olur.Abi güneşin ona bağlı olduğu birinden bahsediyoruz insandan azıcık daha üstün bir ırka nasıl hükmedemiyor!?!?!?
  • Apollo gerizekalı mı ki her şeyini bir apollit mi ne işte insan gibi bir şeye bağlıyor.Tanrısın oğlum sen mal değilsin .
  • Bu da son eleştirim  tamam bitiriyorum :) O girişin son sözünde sadece bir tane apollit kaldı diyordu ama adamlar apollit ininde konakladılar ya nasıl oluyor ben anlamıyorum bir sürü apollit gördük kitap boyunca eğer tek apollit kaldıysa onlar neydi ???????????

Neyse eleştirim bu kadar mantık hatalarına rağmen hiç bir şey bulamazsanız okuyun derim.Son çare olarak kalsın en azından vakit geçirsiniz....

NOT: Linkini ücretsiz e kitap bölümüne ekleyeceğim eğer isterseniz oradan alıp okuyabilirsiniz.





2 Mart 2015 Pazartesi

KİMİ ÖPTÜĞÜNE DİKKAT ET!!

Gönderen Ecem Kalpak zaman: 10:34 0 yorum

Yine bir Armentrout ve Dex çalışmasıyla karşınızdayım...
Yine sevgili yazarımız yaratıcılığını konuşturmuş.İlginç bir konuyla daha eserini yayınlamış.Bu sefer ki uzaylı değil iblisler ve muhafızlar...

Sevgili esas kızımız Layla yarı iblis yarı muhafız.Ama iblis yanını pek fazla kabullenemiyor.Çocukluğundan beri muhafız klanının yanında büyümüş.Tabi etrafı oldukça yakışıklı muhafızlarla dolu olunca ister istemez birde çocukluk aşkı var tabi.Zayne...
Çocuktan en başından beri hoşlanamadım.Çok ayran gönüllü geldi bana bir onunla bir bununla.Normalde erkeklerden birisine bu kadar kin beslemem ama Zayne sana tavrımı baştan koydum.Senden hiç hoşlanmadım... O yüzden biraz taraflı yayın yapacağım haberiniz ola.Gelelim benim sevgili iblisime yani Roth'a.
Bir iblis bu kadar mı tatlı olur ya bayılıyorum kendisine.Sözde dünyayı koruyan muhafızlar ama donuk suratlı dar görüşlü ayran gönüllü yaratıklardan başka bir şey değiller resmen.Ama benim Roth'um öyle mi???

Tatlı mı tatlı,bahçesi olan,ateşli ve hepsinin üstüne birde hayvan sever.Bir Bambi'si var. 
Aklınıza direk bu geldi değil mi ?
Ama hayır onun Bambi'si aşağıdaki :))))
Biliyorum biliyorum pek sevimli bir hayvan olduğu söylenemez ama kızımıza çok yardımı dokunacak kendisinin üstelik sadece yılan değil kedi yavruları ve birde ejderhası var:)
İblis dediklerine bakmayın yani anlayacağınız.
Dönelim romanımıza Layla 17 yaşına girdikten sonra Roth'la karşılaşır sadece o da değil daha bir çok iblis Layla'yı aramaya başlar.Peki kendisini bu kadar önemli kılan ne biliyor musunuz?? Kimin kızı olduğu.Lilith...
Evet şu meşhur vampirlerin annesi sayılan Lilith.

Ee insanın böyle annesi olursa tabi işler sarpa sarar.Ama bunlar olduğunda yanınızda bir Roth varsa (yani yeraltı dünyasının veliaht prensi) hiç sorun değil.Bakalım kızımız içinde öyle mi olacak...

Daha fazla romanla ilgili ayrıntı vermeden postu sonlandırmak istiyorum.Kesinlikle tavsiyemdir.
E book linkini ücretsiz e book kısmında bulabilirsiniz.Şimdiden iyi okumalar :))))

DİPNOT:Kitap boyunca bir Patron'dan söz ediyorlar ben kim olduğunu pek anlamadım sanırım Hades eğer okursanız kim olduğunu bana da söyleyin olur mu ???


4 Kasım 2014 Salı

OBSİDYEN

Gönderen Ecem Kalpak zaman: 12:50 0 yorum

                             

Oldukça eğlenceli bir kitap.Her ne kadar genç yakışıklımız kaba olsada. Kitap pek üzerinde durulmamış bir konuda.Uzaylılar...Ama gayet güzel bir anlatımı var ben beğendim.Sevgili kediciğimiz yeni bir yere taşınıyor.Alışveriş merkezinin yerini öğrenmek için yan eve uğradığında aslında hayatını tamamen değiştiyor.Bir kaza geçirip Deamon onunla ışığını paylaştığında bir süre yanından ayrılmamak zorunda kalacak.Çünkü hayatı tehlikeye girebilir....

Kesinlikle Dex yayınları kendini özellikle fantastik kitaplar konusunda kanıtladı.Nereye baksam bütün beğendiğim kitaplar Dex'e ait.Artık neredeyse arkasını bile okumadan alacağım kitaplarını.
Obsidyen Dex'in kendini duyurduğu kitaplardan birisi.Konunun sıradışı olması haliyle kitaba biraz tuhaf bir gözle bakmaya ve acaba kitabı alsam mı almasam mı ikileminde bırakıyor.O ikilemde kalanlara sesleniyorum "ALIN" kesinlikle pişman olmayacaksınız.

Gelelim kitabımıza...Birazcık karakterlerimizden bahsedelim.
Kate oldukça kitapsever ve aynı zamanda bir blog yazarı :)))
Yani aynı benim gibi kitaplardan bahsediyor yorumluyor falan.Yani biraz içimizden biri gibi.
Deamon ise yukarıda bahsettiğim gibi biraz kaba.Hatta kitapta tasvir edildiği üzere tam bir "öküz"(Yinede öküz de olsan her türlü kabulümsün tatlı şey)
Açıkçası Deamon'da biraz İskoç kanı olduğuna inanıyorum ben.O ben dünyanın efendisiyim tavırları.O odun halleri.Aynı iskoçlar ki kendilerine ayrı bir sempati beslediğimi belirtmeden geçemeyeceğim Julie Garwood sağolsun.
Her neyse ben daha fazla Deamon şöyle tatlı böyle tatlı demeden bıraksam iyi olacak.

Herkese bol okumalı günler,geceler,haftalar dilerim..............


2 Kasım 2014 Pazar

İSKOÇYALI'NIN KOLLARINDA

Gönderen Ecem Kalpak zaman: 12:56 0 yorum

   

Yine bir tarihi aşk romanıyla karşınızdayım.Ben şahsen  bu tür romanları daha çok seviyorum.Özelliklede içinde İskoçlar varsa.Tıpkı bu kitaptaki gibi.Başta biraz anlaşılmaz bir kitap okuduğum en iyi 10 aşk romanı arasına girmez ama yinede güzel bir roman.Ewan McCabe bütün olumsuzluklara rağmen klanını ayakta tutmaya çalışan bir liderdir.Ama sıkıntılardan kurtulmak için çıkar yolu bir anda önünde belirivermişti.Hem de     siyah saçlı ve mavi gözlü oldukça güzel bir yoldu.Tabi daha çok sıkıntıyla karşılaşmazsa...

GÜNDÜZ ÖLÜSÜ

Gönderen Ecem Kalpak zaman: 12:54 0 yorum

Trueblood... Kesinlikle dizi ile alakası olmayan bir roman.Ve ben diziyide izlesemde kitabını daha çok seviyorum.Dizi çok saçma ancak kitapta en azından biraz mantık var.Şiddetle tavsiye ettiğim bir seri değil ama yine de güzel.Sookie Stackhause ilk bakışta sarışın bir garson kızdır ama onda bundan fazlası vardır.Aslında insanların zihnini okuyabilir.Bütün hayatı boyunca bu özelliği onun başına dert açmıştır.Taki Bill adında biriyle tanışana kadar.Onun zihni şimdiye kadar kimsede yaşamadığı kadar bomboştur.Çünkü o bir vampir...
Dizideki Sookie işte bu kız.Kesinlikle benim hayalimdeki Sookie değil.Bir kere bu kız o kadar vampirin ve kurt adamın başını döndüremez.Neden mi?? Aşağıdaki resime bakın anlarsınız.
Sizde hak verdiniz değil mi?Kızın dişlerine bakmaktan diziye odaklanamıyorsunuz.Amacım kızı rencide etmek değil tabi ki ama sen bir ünlüsün eminim o dişleri yaptırabilirsin canım!

Neyse dizinin Sookie'si bu peki benim Sookie'm nasıl birine benziyordu.İşte böyle...
Amanda Bynes bu seksi rolün altından daha iyi kalkar diye düşünüyorum ben.

Ve buda dizideki Bill. Beni yine hayal kırıklığına uğrattıklarını söylemeliyim.Gerçi bu dizinin kadrosunda beni tatmin eden tek bir karakter bile yok.O yüzden ben karakterleri fazla deşmeden bitireyim bu yazıyı en iyisi...

TATLI BELA

Gönderen Ecem Kalpak zaman: 12:15 0 yorum

   


Mutlaka hepiniz bir şekilde adını duymuşsunuzdur. Duymadıysanızda işte şimdi harika bir kitapla karşı karşıyasınız.Kesinlikle en sevdiğim kitaplardan biri ve okumanızı şiddetle tavsiye ederim bu yüzden biraz yanlı bir yayın olacak şimdiden söyliyeyim :)
Bu sefer yorumumda değişiklik yayıp karakterleride yorumlamak istiyorum yani anlayacağınız biraz uzun bir yazı olacak.Ve biraz spoiler içereceğinide söylemeden geçmeyelim.Hazırsanız başlıyorum :D

ABBY ABERNATHY














Öncelikle kitabı onun ağzından okuduğumuz için esas kızımızla başlamak istiyorum.İtiraf etmeliyim ki kitabı okurken  kızın kafasını yere sürtüp ateş çıkarmak istedim.Neden mi?? 
Çünkü kız bence kesinlikle salaktı...



"Benden daha iyisini hak ettiğini biliyorum.Bunu bilmediğimi mi sanıyorsun?Ama eğer benim için mükemmel olan bir kadın varsa ...o da sensin.Ne yapmam gerekiyorsa yaparım Güvercin.Beni duyuyor musun?Her şeyi yaparım."
Kim böyle tatlı bir erkeği reddeder ki?Tabi ki bizim salak esas kızımız.
Neyse zaten kızın nasıl bir salak olduğunu okuyunca sizde anlayacaksınız ben biraz kızdan bahsedeyim.

Abby hayatını tehlikeden ve dikkatli bir şekilde yaşamak isteyen bir kızdır.Bir gün en yakın arkadaşı onu birlikle bir dövüş izlemeye ikna eder ve bütün hayatı değişir.Dövüş sırasında nam-ı diğer kuduz it Maddox'la tanışır.Kendisi en yakın arkadaşı America'nın sevgilisinin kuzeni ve en yakın arkadaşıdır.Hal böyle olunca sürekli karşılaşmaya devam ederler.Yurtlarındaki kazanın bozulmasıyla aynı evde yaşamaya başlayan ikili birbirlerinin en yakın arkadaşı olurlar.Ama ne kadar süre???

Bilirsiniz ateşle barut yan yana durmaz...
TRAVİS MADDOX















Ve işte sevgili Travis Maddox'umuz... Travis Maddox hayatını dövüşlerden kazanan biri.Ve dövüşleriyle olduğu kadar kanepesiyle ünlü.Ya da kanepesinden geçen kızlarla...

Yani anlayacağınız Travis biraz belalı ve çapkın bir tip.(bu onu çekici kılıyor bence :D )Ama belalı bir tip olduğu kadar tatlı da bence.Daha tokanın bile adını bilmezken kusarken o tuhaf lastikle saçlarınızı bağlamaya çalışıp sonrada sırf siz onu bırakıp yurda taşınmayın diye sizin sevdiğiniz ne varsa alacak kadar tatlı hemde.Kısacası tam aşık olunası bir tip değil mi kızlar :D :D


Kendisi bir hayali bir karakter bile olsa kesinlikle taş.Benim kafamda canlanan Travis tamda Colton Haynes gibi o yüzden bende bir çok kişi gibi onun Travis rolüne çok yakıştığını düşünüyorum.Üstelik gördüğünüz gibi motor üzerinde de çok seksi tıpkı Travis gibi...


Tabi Travis onun yukarıda olduğu kadar ciddi değil.Bizim Travis daha çok aşağıda ki gibi :D :D







6 Temmuz 2014 Pazar

Gönderen Ecem Kalpak zaman: 19:06 0 yorum

           İŞTE YİNE BURADAYIM!!!

Çok uzun bir ara verdiğimin farkındayım ama blogda izlenme sayısı olmayınca bırakmaya karar vermiştim.Ve yaz tatilinde boş vaktim olunca tekrar yazmaya karar verdim.En kısa sürede Tatlı Bela,Kolay,Kusursuz Kimya,Melez ve daha bir sürü kitabın yorumları ile dönüyorum.Bekleyin beni kitap kurtlarım...
 

bir vampirin kütüphanesi Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review